3 Ağustos 2014 Pazar

İronik Bir Lütuf

 
Nasıl ki narin bir kap tam doldurulamaz daima
İnsan da yalnız ara sıra dayanabilir ilahi tamlığa.

14 Temmuz 2014 Pazartesi

İnsan, Çok Fazla İnsandır


Sadakat, kendi kendine uygulanan bir terördür.

Bugün kaygan zeminde DİRENME suretiyle kendine “yeniden bir beden kazandırmaya çalışan” kimliklerimiz ile karşı karşıyayız. Bu oluşan yeni kimlik;

“Bir gökkuşağı döküldü pencereme, heyecanlandım”

kafasıyla başta kapitalist kültürün zırhına, onu koruyan ve akılcılaştıran egosuna saldıran ve onun iç ile dış, özel ile kamusal, ben ile öteki arasındaki katı ayrımları çözülmeye uğratan, kahkaha atan, sıçan hatta otuz bir çeken bedenin aydınlanmış olumlanmasıdır.

Savunulan tek yönlü bedensel anarşizm kültünün mitsel modeli, yergi dolu gürültülü kahkahasıyla devlete ve cemaate meydan okuyan ve animalist bir hayatta kalma felsefesi ve mutlu bir reddediş içinde yaşayan, şehrin duvarları içerisinde toplum dışı bir pleb hayatı süren, Yunanlı kinik Diogenes’tir. Yada aynı Ferlinghetti modeli ile dünya ormanının derinliklerinde kendini teslim edecek bir delik arayan, bulduğu selüloit bir cep tarağını, dünyayı taradığı bir sabana dönüştüren ilk yüz yani ana karakter olarak kendisidir. 

Bugün sokulası bianel mottoları altında oluşturduğumuz hiç-kimselik kültü, içerisinde koskoca bir tabu ve korkunun altında, uzunca bir süre kalmış gölge bedenler haline dönüşmüştür. Bir özne olarak kişi kendine ettiği ihanetin, kendi oluşturduğu hakikatin düşmanı olduğunu fark etmiş ve bu sefer TERSİNE ÖZNE şeklinde kendini seçerek şekillenmeye başlamıştır.

Tutsaklık korkusu özgürleşme umudu kadar aldatıcı görülebilir. Ancak ilkinin aslında ikili bir tersine çevrilmesinden, ihtiyaç duyulası milenarist ruh yeniden doğmuş ve beden en az duyular kadar uyanış projesine dahil edilmiştir.

Sadakate geri dönmek gerekirse, bu bir imgenin çökmesinin ardından, yeknesaklığın en önemli destekleyicisi olan “Devam et” düsturunu sınamaya devam eder.  Yolunu kaybettiğin zaman yada kavram ve ortam bulanıklaştığında bir hatayı adlandırılmış gördüğünde bile devam et. Çünkü biliriz ki; taklitlerin varlığı, krizlerin billurlaşmasında güçlü bir etkendir.

Hakikat süreci bedende içkin bir kopuşa tekabül eder. Kısa  bir gecenin notlarında farkına varılması gereken sonucu ister siyaset ister aşk olarak yorumsayın;

kendimizdeki özne-oluşa ihanet, oluşturduğumuz hakikatin düşmanıdır.

Sonuç olarak unutulmaması gereken; öznenin parçalanması, itaat ölçüsündedir. Robert Creeley’in American Field Service için muhtemelen Hindistan’a giderken not düştüğü gibi:

“Her karmaşıklığı yok et,

İçindeki aklın her burkulması,

Her sıkılan yumruk…”

.............

Yeniden sadakat dedin de, atomik kurama göre erkesini boşaltmaya çabalayan her atom gücünü yaymaya çalışır. Ve fiziksel yasa dediğimiz şeyler iki yada daha çok kuvvet arasında güç ilişkilerini temsil eder. Birleşmeyi kabul etmek, fiziksel yasaları kabul etmek demektir.
 
"Seni sınıflıyorum,
sırf denetleyebilmek için."

11 Temmuz 2014 Cuma

Crescendo'lar


Aşk-ın metafiziğine mutluluğun kökeni bakımından bakıldığında, ortaya bırakılan nomos tortusu sizi ona her baktığınızda geri yansımadığınız kara bir aynanın üzerine düşen ilkel gölgenize benzer.

Zaman, Zenon'a taş çıkartırcasına başa dönmüştür. Islak bir mizah olgusu ile sarmalanmış lahza havuzunda kurtulmuş iç çamaşırlarının gıdıklayıcı naifliği ile sükutu hayale uğramıştır. 

Huzur evi akşamının karanlığı, boşalmaya başlayan gotik katedrallere benzer. Yay hareketini gördükten 1/4 zaman sonra armonik doku, çelik üzerinde bıraktığınız muz ve çikolata parçaları ile aklınızı çelecektir...

Fiziksel Olarak Ne Kadar Büyük?



22 Haziran 2014 Pazar

Yidiş Yankı

 
Bir yandan yapay bir medeniyetin mefhumu insan olanın ölçüsü olarak alınıyor, öte yandan da yaşamın insandışı ve yasaüstü alanında yaşayıp ölen bir "insan olamayan insanlar, hayaletsi insanlar, insan olarak varlığını yitirenler" sahası sürdürülüp korunuyor.
 
Kendi kendine gönderme yapan egemenlik, hukuk için meşrulaştırıcı bir zemin sağlar ama tamda bu nedenle meşruiyetin altında yattığı söylenen hukuk ile aynı şey değildir. Yönetimsellik hukuku taktik olarak görür ve egemenliğin bir anokronizma olarak yeniden kendini gösterdiği saha haline gelir, çünkü egemenliğinde hukuk içinde bir temeli yoktur.

19 Haziran 2014 Perşembe

İnkar etmi-yorum






Neomortlar

 
Kendimize dokunamamanın normatif özlemi bugünlerde maskeli bir siyaset alanına girmiştir.
 
İrade ile bedenimiz arasında nelerin durduğuna dikkat edin. "Seçmedikleriniz!"
 
Gerçekle yüzleşelim artık. Birbirimiz tarafından çözülen cemaatleriz.
 
Ve hala çözülmüyorsak gerçekten bir şeyler eksik demektir.


"Honour killings" in West


5 Mayıs 2014 Pazartesi

Spekülatif İnşanın Gizemi


Tarihte ruhun hegomanyasını kanıtlamanın tüm numaraları..aşağıdaki üç çabayla kısıtlı...kalır.
 
No. 1. Ampirik sebeplere bağlı olarak, ampirik koşullar altında ve ampirik bireyler olarak yönetenlerin fikirlerini gerçekten yönetenlerden ayırmak ve böylelikle tarihte fikirlerin ve ilüzyonların hükümranlığını ayırt etmek;
 
No. 2. Fikirlerin bu hükümranlığına bir düzen getirmek, birbirini izleyen egemen fikirler silsilesi arasında, bunları "kavramın kendi kendisini belirleme edimleri" olarak kabul ederek sağlanacak bir mistik bağı ortaya koymak...
 
No. 3. Bu "kendi kaderini belirleyen kavram"ın mistik görünüşünü kaldırmak, onu bir kişiye - "öz bilince" - dönüştürmek veya daha da maddeci izlenim vermek için...yine tarihin imalatçıları olarak kavranan "düşünürlere", "filozoflara", ideologlara dönüştürmek. (1846a:64)

Ödenmemiş + Emek




21 Nisan 2014 Pazartesi

Folklorik Bir Katkı

 
Bir zamanlar...küçük okuyucularım burada "Bir kral yaşardı," diye bağırabilir. Hayır çocuklar, yanıldınız. Bir zamanlar tahta parçası vardı.
 
Carlo Collodi - Pinokyo'nun Maceraları