21 Ekim 2016 Cuma
23 Eylül 2016 Cuma
3 Ağustos 2016 Çarşamba
Kozmik bir çoklu bahis yani
"İki boyutlu Bahçe Hortumu evren kimin umurunda ki?
Bütün boyutları işin içerisine kattığımızda nereye varıyoruz,
siz onu anlatın."
11 Temmuz 2016 Pazartesi
24 Şubat 2016 Çarşamba
5 Şubat 2016 Cuma
Patoloji Boşluk İlişkisi
O herşey olsa da, doğruyu söylemek gerekirse altın sonsuzluk yoktur çünkü herşey hiçbirşeydir: olaylar, gelişler ve gidişler yoktur: herşey boş olduğu, ve boşluk bu suretler olduğu için, boşluk bir biçimdir. (jk)
Hani derin nefes alıp (sesle) geri bıraktığın anlar var ya, onlar içindeki boşluk duygusunu kusmandan başka bir şey değildir. (ga)
8 Ocak 2016 Cuma
Subjugated Knowledges
Birey,
anlamın yaratıcı kaynağı değildir; anlam,
bireylerin toplumsal pratiklerini tanımlayan
ve mümkün kılan
söylemlerin unsurları arasındaki iç ilişkilerin
bir ürünüdür.
Bu bağlamda kültür,
herkes için geçerli olan
değerler hiyerarşisidir
ve kültür,
seçici ve dışlayıcıdır. (f)
26 Eylül 2015 Cumartesi
183
Ezelden ebedi iki hareket: Philia (dostluk) ve neikos (çatışma)
Varoluşun açıklanması konusunda en eski felsefedeki zıtlaşmaya dayalı eğilimin, kurala bağlanmış müsabakasının esaslı bir rol oynadığı ilkel toplumun zıtlaşmalı yapısına tekabül etmesinin rastlantı sonucu olmadığını bütün belirtiler göstermektedir. Her şeyi zıtlaşmalı bir ikilik içerisinde kavrama ve her şeyi yarışmanın hükmettiğini kabul etme eğilimi ezelden beri vardır. Hesiodos hala selamet getiren iyi Eris ile kötülük getiren Eris'i çatışma halinde görmektedir.
Doğadaki bu çatışma adalet karşısında çatışmadır. Kosmos, Dike ve Tisis kavramları, ait oldukları adli hayattan aktarılarak bir davanın terimleri ile anlaşılabilsin diye dünyanın hareketine uygulanmıştır.
Bu kavramın içerisine yerleştirebileceğimiz aitia ise doğal nedenselliği ifade eder.
Bütün unsurların biraraya geldiği sonsuzluk içerisinde hukukun yeri, şiddete karşı filozofça şiddetin kullanımıdır.
Her kenarında 60 tane dünyanın yer aldığı hukuka ait dünya geride kaldı. Artık elimizde sadece 3 tane var. Bu halka halinde dönen köşeler bize ait olanlar.
1.Emeğin bedeli
1.Emeğin bedeli
2.Zahmet
3.Griphos
13 Temmuz 2015 Pazartesi
Don't go
aynı şeyler'in
anını silmek
bir söylemin
nesnelerinin oluşumunu
betimlediğimiz zaman,
söylemsel bir uygulamayı
belirginleştiren ilişkilerin
içine girişleri göstermeyi denemiş oluruz.
ne sözcükler arası bir örgütlenmeyi
ne de anlam bilimsel bir alanın
kopukluklarını belirlemiş oluruz.
git-me.
anını silmek
bir söylemin
nesnelerinin oluşumunu
betimlediğimiz zaman,
söylemsel bir uygulamayı
belirginleştiren ilişkilerin
içine girişleri göstermeyi denemiş oluruz.
ne sözcükler arası bir örgütlenmeyi
ne de anlam bilimsel bir alanın
kopukluklarını belirlemiş oluruz.
git-me.
8 Temmuz 2015 Çarşamba
Labirent Dionysos’un kulağıdır, iç kulaktır
İnsanın yüzü ile olan ilişkisi
tamamiyle soyutlanmış olanla ilişkiye benzer.
Her yüz, aldığı darbeler sonucu şekil
değiştiren bir aynadır.
Çukur bir aynanın anlamı kendi içinde,
tümsek bir aynanın ise dışarıda aranmalıdır.
Yüzden yansılanan şey zamandır.
Zaman istenç ve inancın bir
bileşimidir.
İstence düşünceyi eklemeye
çalıştığınız anlar, yalnız olduğunuzu en çok farkına vardığınız anlara tekabül
eder.
Çünkü zamanı kendi bedenimizden
başkalarına taşırız.
Zaman aslında anlam olarak olmayana
aittir.
Kendi yüzünüz, elleriniz, bazen iç
organlarınız vasıtasıyla zamanı en yakınınızdakine transfer edersiniz.
Bu sonsuz bir döngüde devam eder.
Şaşırmakta haklı olduğunuz şey,
isteğin değil de, inancın nesnelleşmesinde hayatın ve zamanın problemlerini
bulmaya vakit kalmamıştır.
Bu döngü aynı mükerrerlikte
tekrarlanır.
Belki bir gün sizin bedeninizden
geçmiş olan zaman tekrar size geri dönecektir.
Psikomorfizm olma hali, aynı zamanı
başka bedenlerde yaşayan kişilerin kurak bir zamansızlıkta inleyen alışverişine
benzer.
Zaman, bir takas objesidir.
“Az
versene hayvan herif!”
sizi ondan koparan tek sorudur.
Zamanı bir ödünç nesnesi olarak
görmemiş kişiler, zamanla sadece yatmayı tercih ederler.
Zamanın içi yerine, dışına boşalmışlardır
ve o sıcaklığı hiç hissedemeyeceklerdir.
Sıcak olan zaman, yüzünüzün deforme
olmasını sağlayan asıl mit ve magmadır.
Zamana karşı bedenin yarış istenci, sizi
aynı Çinliler gibi basık yapan önemli bir unsurdur.
İnsan bedeni yayılmadan toprağa
yığılan, zamandan (ulus) ibarettir.
Geçmişte eriyik bir zaman parçasının
nasıl bedenime yapıştığını anımsıyorum.
Her şey bizim onlara atfettiğimiz organize
bir molekül yani toplumsallık iç güdüsü kadardır.
O lanet şey yüzünüzde çizgiler oluşturur.
Zamanı en iyi kullananlar
politikacılardır.
Çünkü iktidarın olduğu her yer zamana
açılan bir kapıdır.
Geride bıkaktığınız tüm zaman,
dünyanın düzenini ifşa eder.
Zamanı arkamızda bırakmamak adına
seçebileceğimiz yollardan biri, aynalardan uzak durmaktır.
Bunu seçmiş tüm cesetlere göz atarsak
en yakınımızda duran kendi cansız bedenimizdir.
Karanlık ve tekinsiz bir şehre
girerken soluk ışığın altında parıldayan bir zaman hüzmesi, sizin intiharınıza isteyen en nötr algıdır.
Zamanın yüzünüzün en çukur yerlerini
doldurduğunu düşünün.
Karşınızda duran, kayıp gitmeyen bir
zamandır.
Işık en girişken biçimiyle
avuçlarınızın içinden dahi geçecektir.
Yaşlanmanın bedeli ışığın vücudunuzdan
geri yansıması ve derinizde bıraktığı koyu izler şeklinde vuku bulur.
Aynaya karşı gösterilen iyi niyet aslında
bir ışık olan zamanın izinde ortaya çıkar.
Zaman, kefaret ile barınak arasında
bir sığınaktır.
Her düşüş ya da çöküş Tanrıya olan
husumettir.
Koro ürpertici bir sekans ile titrer.
Ve aynanın üzerine çizilemeyen
resimler “bütünüyle öteki” olanı var kılar.
Gerçek şu ki, farklılık farklılaşarak
gider.
Kendinize düzensiz fanteziler uydurun.
Çünkü değişkenlik şeylerin
kalbindedir.
Zamanın organik öğesi fizik dünyada
ancak “karbon”a tekabül eder.
Bu basitliği unutmayın.
Hiçbir materyal karbonun yeteneğine
sahip değildir.
Hayatın sadece ve komplike bir
kimyasal bileşim olduğunu hayal edin.
İlahi şiddetin muğlaklığının kökü de,
tam bu karbonun karbona yakınlığında aranmalıdır.
Zamanın var-olan ile her füzyonu, var-olanın varlığını tıkamasıdır.
Bu kendimizi zamanın içerisinde bir
tür gösterme biçimidir.
Kuşatır ve geliştirir.
Eski bir soruyu yinelersek; Dionysos
neden Ariadne’ye ya da sevilmeye gereksinim duymaktadır?
Zamanın iyiliğini isteyen Dionysos
baba,
tıkandığı bir sabahın sonunda,
ışığın ve anlamın aynı anlama
geldiğini anladığı bir lunaparkta
muhtemel kimin kim – neyin ne –
olduğunu anladığı anda
ikiye bölünmesi gerekecektir.
Olumlanması
için gereken ikinci olumlama, yaman labirentin
yani iç kulağın kendisidir.
Kulağımıza küpe olsun.
“Zaman,
onu tırmalayan düşünceler tarafından engellenecektir.”
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
















